İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan saat 07:50'de kalkan AJet Hava Yolları'nın VF3170 no.lu uçuşu ile Kayseri'ye hareket ve saat 09:15'de varış.
Karşılama ve
Kayseri mutfağı ile tanışmak üzere Taş Mekan restorana hareket. Burada alacağımız olağanüstü lezzetli bir sabah kahvaltısının ardından
Sultan Sazlığı'na doğru yola çıkış. Bir buçuk saatlik bir yolculukla Sultan Sazlığına varış.
Erciyes Dağı' nın güneybatısında bulunan
Develi Ovası' nın en alçak kesimlerinde yer alan Sultan Sazlığı, tatlı ve tuzlu su ekosistemlerini bir arada bulunduran, Afrika ile Avrupa arasındaki iki ana kuş göçü yolunun kesişim noktasıdır. Erciyes Dağı'nın muhteşem bir manzarasına hakim olan sazlıkta son gözlemlere göre 301 kuş türü barınmakta olup, bunlardan 69 türü düzenli olarak, 18 türü ise olağan dışı hallerde burada kışlamakta veya göç sırasında uğramaktadır. 119 tür ise burada kuluçkaya yatmakta. Civarda yaşayan halk, yaygın olarak saz kesimi yapılmakta olup, dam malzemesi ve hayvan yemi olarak kullanılan bu sazlar bölge için önemli geçim kaynağı oluşturmaktadır. Sazlıkta teknelerle gezerek kuşları ve manzarayı gördükten sonra
Niğde'ye hareket. Yola
Andaval Kilise'sinde bir mola ve fresklerin görülmesi. Kısa bir yolculuğun sonunda, antik dönemde
Nakita olarak bilinen,
Aladağlar'ın eteklerinde yerleşik olan
Niğde'ye varış. İlk olarak içinde sergilenen mumyalar ile tanınan
Niğde Arkeoloji Müzesi gezisi. Ardından bir Selçuklu Dönemi mirası olan
Alaaddin Camii ve bir İlhanlı Dönemi eseri olan
Sungur Bey Camii ile şehrin çok güzel manzaralarını seyredeceğiniz, surlarla çevrili
Tarihi Kale gezileri. Kale içinde
Rahmaniye Camii'ni ve
Saat Kulesi'ni görebilirsiniz. Daha sonra otele yerleşme. Akşam yemeği ve geceleme otelde.

Sabah, kahvaltının ardından, Niğde'ye 9 km. mesafede bulunan ve Kapadokya'nın en iyi korunmuş manastırlarından biri olan, kayalara oyulu
Gümüşler Manastırı'na hareket. Burada göreceğiniz freskler arasında en ilginci şüphesiz,
Meryem Ana'nın Dünya'da gülümsediği ilk fresk olacaktır. Manastır gezisinden sonra, eski adı
Gelveri olan ve
Kapadokya'nın 19.yy.'a ait mimari örnekleriyle dolu
Güzelyurt'a doğru,
Orta Anadolu Platosu'nun harika manzaralarını seyrederek bir saatlik bir yolculuk. Varışta günümüzde cami olarak kullanılan Aziz Gregorius adına yapılmış eski kilise, Güzelyurt'un atmosferini çok iyi yansıtan eski Rum taş evleri, sokaklar, kaya oyma kiliseler, şapeller ve eski yerleşim izleri arasında gezinti ve öğle yemeği. Ardından,
Ihlara Vadisi'ne hareket.
Hasandağı Volkanı'ndan püskürtülen lavların milyonlarca yıllık bir süreçte oluşturduğu platonun,
Melendiz Çayı'nın (Patamos Kapadokus) sularıyla, binlerce yılda aşınmasından doğan ve Dünya'nın ikinci Kanyon'u olarak kabul edilen Ihlara'nın tarihteki adı
Peristrema olup uzunluğu 14 km.'yi bulmaktadır. Bir doğa harikası olan Ihlara Kanyonu'nun derinliği yer yer 100-150 mt.'yi bulmakta olup, Ihlara ile Selime arasında 26 dan fazla menderes çizer. Vadi boyunca kayalara oyulmuş sayısız barınaklar, mezarlar ve kiliseler bulunmaktadır. Kiliselerdeki süslemeler 6. yy.'dan başlayarak 13. yy. sonuna kadar devam etmektedir. Suyun kenarlarında bulunan bağlar ve bahçelerin oluşturduğu yeşillik şeridi, gizli ve mistik bir vadi görüntüsü verir. Vadi, yapısal özelliğinden dolayı, keşiş ve rahipler için uygun bir inziva ve ibadet yeri olmuş ve değişik dönemlerde kayalara manastır ve kiliseler oyarak buraya yerleşmişlerdir. Burada yapacağınız yürüyüşte bu kiliselerin en iyi korunmuşları olan
Eğritaş, Ağaçaltı, Kokar, Pürenliseki, Yılanlı ve Sümbüllü Kiliseleri'ni görebilirsiniz. Geziden sonra Kapadokya erozyon vadisinin harika manzaraları içinden geçerek
Ürgüp'e varış ve
Asuwari Suites Cappadocia Hotel'e yerleşme. Akşam yemeği, tamamı kayadan oyma sekiz suite odası bulunan bu ilginç otelin avlusunda, ev hanımlarının bizim için özel olarak hazırladığı yöresel yemeklerin bölge şarapları eşliğinde tadımı. Ardından Niğde'den getirttiğimiz
Mağara Peynirleri geceyi taçlandırma. Niğde'de deki mağaralarda 3-4 ay bekletilerek olgunlaştırılan peynirlerin dış yüzeyleri önce beyaz, sonra mavi, ardından kırmızı küfle kaplanır. Koyun veya keçi derisine sıkıca basılarak 7-10 bekletilerek yapılan bu peynirler Fransız Rokfor peynirine benzer ve küf sayesinde kendine özgü bir aroma kazanırlar.
Niğde Mavisi olarak da bilinen bu peynir, yerin 14 metre altında, %99 nem oranına sahip mağaralarda olgunlaştırılır. Küf, doğal bir antibiyotik görevi görerek peynirin lezzetini artırır.

Sabah, kahvaltının ardından, M.S. IV. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar yoğun bir şekilde manastır hayatına ev sahipliği eden bir kaya yerleşim yeri olan
Göreme Açıkhava Müzesi gezisi için otelden hareket. Burada bulunan Kiliselerde Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde kullanılan geometrik süslemeler ortaya çıkarılan ilk boya katmanlarında görülebilirken, daha sonraki tarihlerde yapılan freskler İncil ve Hz.İsa'nın hayatından sahneleri betimlenir. Gezinin ardından vadide bulunan çeşitli manzara seyir noktalarında fotoğraf molaları vererek
Uçhisar Kalesi'ne varış. Uçhisar, Kapadokya'nın her yerinden görülen en büyük ve en güzel peribacasıdır. Kalenin zirvesi Kapadokya'nın kuş bakışı görüleceği tek yerdir. Güvercinlik Vadisi'nden, Avanos'a doğru tüm vadiler, Ortahisar Kalesi, Göreme, Kılıçlar Vadisi, Kızılçukur, Güllüdere, Çavuşin, Boztepe, Aktepe, Avanos, yani bütün Kapadokya ayağınızın altındadır. Uçhisar gezisinin ardından Kadıneli Restoran'da öğle yemeği. Öğleden sonra
Özkonak Yeraltı Şehri'ne varış ve bu yeraltı labirentinin gezisi. Özkonak Yeraltı Şehri'nin M.Ö. 400 lü yıllarda yapıldığı sanılmaktadır. Bölgenin oyulmaya ve şekillendirmeye oldukça müsait tüflü yapısı yumuşak tüf katmanı havayla temasında sertleşen, sıcaklığı muhafaza edebilen ve nem barındırmayan özelliğinden, yiyeceklerin depolanabileceği yaşam alanlarına dönüştürülmüş ve eski zamanlarda insanların buraya yerleşmesine ve kolayca barınmasına fırsat tanımıştır. Roma döneminden sonra ilk Hristiyanlar, bölgeyi ele geçiren Bizansların baskısından ve yoğun Arap akınlarından kaçarak Özkonak civarına yerleşmiştir. Gezinin ardından
Kızılırmak kıyısındaki, çömlekçiler diyarı Avanos'u,
Zelve Vadisi'ni ve civardaki çeşitli köy ve kasabaları gezerek otele dönüş ve kısa bir dinlenmeden sonra, otelimizin çok yakınındaki restoranda akşam yemeği. Geceleme
Asuwari Suites Cappadocia Hotel'de.

Sabah, kahvaltıdan sonra
Soğanlı Vadisi'ne doğru hareket. Harika manzaraların ortasında yolculuktan sonra, eşekleri ve köylü kadınların yaptıkları bez bebekleri ile Kapadokya'nın hiç şüphesiz en pitoresk vadilerinin başında gelen Soğanlı'daki çok güzel kilise resimlerini keşfedip ardından
Develi'ye doğru yola devam. Burada Napoli Pizzaları'nı aratmayacak lezzetteki, meşhur
Develi Cıvıklısı ve Tahinlisi'den oluşan öğle yemeği. Daha sonra
Mimar Sinan'ın doğum yeri olan
Ağırnas Kasabası'na doğru yola devam. Kasabada çok iyi restore edilmiş taş evleri ve Mimar Sinan'ın evini gördükten sonra Kayseri'ye dönüş. Varışta kısa bir şehir turu: Selçuklu şehir yapısını ve pek çok anıtsal mimari eserini hala çok iyi durumda korumuş olan Kayseri'de, yürüyerek çok iyi durumda korunmuş olan
iç kale surlarını, Gevher Nesibe Hatun Medresesi'ni (Tıp Medresesi ve Şifahane) ve
Hunat Hatun Külliyesi'ni (medrese, türbe ve cami), Ulu Camii'yi ve
Döner Kümbet'i gezdikten sonra çarşıda serbest zaman ve ardından son akşam yemeğinde
meşhur Kayseri Mantısı tadımı. Yemekten sonra Havalimanı'na transfer.
Kayseri Havalimanı'ndan saat 21:30'da kalkan Ajet Hava Yolları'nın VF3173 no.lu uçuşu ile İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'na hareket ve saat 23:00'de varış.