Sabah, saat 08:50'de, Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan kalkan AJet Hava Yolları'nın VF3032 no.lu uçuşu ile Antalya'ya hareket ve saat 10:15'de varış.
Karşılama ve nefis bir köy kahvaltısı için
Karacaören Baraj Gölü kıyısına hareket. Kısa bir yolculuğun ardından göl kıyısına varış. Göl sularının ışıltısı üzerinden süzülen sisin büyüleyici atmosferi, kızıla çalan sonbahar renklerinin çekiciliği ve kuş seslerinin huzur veren müziğiyle kahvaltınızı ederek yolculuğun yorgunluğunu attıktan sonra, Sığla Ormanları'nın derinliklerine doğru yola çıkmak için tekneye bineceksiniz. Tekne, dik kayalıkların gölgesinde süzülürken suyun yüzeyinde ışık oyunları oluşur. Sığla ormanlarının zümrüt tonları, kayaların sert dokusuyla birleşerek büyüleyici bir manzara sunar. Her kıvrımda doğanın farklı bir yüzüyle karşılaşırsınız. Bu etkileyici gezintinin ardından tekneyi terkederek, kısa bir mesafede bulunan
Yazılı Kanyon Tabiat Parkı'na hareket. Antik yazıtların izlerini taşıyan kayalıklar arasında yürürken, serin rüzgâr ve kuş cıvıltıları adımlarınıza eşlik eder. Kanyonun dar patikaları, hem tarihin hem de doğanın dokunuşunu hissettirir. Kayaların üzerine işlenmiş eski yazılar, binlerce yıl öncesinden bugüne ulaşan bir kültür mirasıdır. Yazılı Kanyon adını, ünlü şair Epiktetos'un buradaki kayaları oyarak yazdığı ünlü
Hür İnsan Üzerine Şiirden almakta. Kanyonun harika manzaralarını izlemek için yapacağınız bu yürüyüşün ardından, günün son etabı olan
Sagalassos Lodge&Spa'ya doğru yola çıkış. Varışta Lodge'a yerleşme.
Akşam yemeğinde zeytinyağlı ve ızgaralardan oluşan zengin açık büfe.

Sabah kahvaltıdan sonra,
Sagalassos Antik Kenti gezisi için lodge'dan hareket. 1706 da Fransız gezgin Paul Lucas tarafından keşfedilen bu antik kentteki kazı çalışmaları 1990 yılından beri Belçika Leuven Üniversitesi ekibi tarafından yürütülmekte. Antik kentin keşfi: Dünyanın en yüksek rakımlı antik tiyatrosu; Marcellum (gıda pazarı); Meclis binası; Antoninler Çeşmesi; Agora; Odeon; Roma Hamamı; Eski çağlardan beri suları akan hellenistik çeşme; Neon Kütüphanesi; Çömlekçiler Mahallesi ve diğer yapıtlar... Bu harika antik kenti keşfettikten sonra Lodge'a geri dönüş ve öğle yemeği. Yemekten sonra Eğirdir ve Kovada Göllerini gezmek üzere yola çıkış. Eğirdir, Göller Bölgesi'nin merkezi sayılır ve gelirken de yol üzerinde göreceğiniz devasa elma bahçeleriyle tanınır. Kasabanın en keyifli yeri olan ve kıyıya bir yol ile bağlı bulunan Yeşil Ada üzerinde bir gezinti yaptıktan sonra
Kovada Gölü'ne doğru yola devam. Kovada Milli Parkı içinde bulunan gölün kıyıları tam anlamıyla bir doğa şaheseri. Kovada Gölü'nün etrafı, sık ormanlık alanlar, ormanlık dağlar ve kısmen meyva bahçeleriyle kaplıdır. Bu nedenle göl görüntüsü ve manzarası büyüleyicidir. Göl kıyısında mola ve gezinti. Ardından, dönüş yolunda
Isparta'da mola ve kısa bir şehir turu:
Mimar Sinan Cami, Ulu Cami, Üzüm Pazarı, Firdevs Bey Bedesteni, Aya Baniya ve Aya İshotya Kiliseleri gezisi. Ardından Sagalassos'a dönüş.
Akşam, lodge'un restoranında veya hava durumuna göre havuz başında, Ağlasun'lu Hanımlar'ın hazırladıkları, Romalılardan beri süren geleneğin ürünlerinden oluşan yerel lezzetlerin tadımı.
Sabah, kahvaltıdan sonra
Kremna Antik Kenti'ne doğru yola çıkış. Kremna, yunancada uçurum demek ve buraya gelince neden şehrin bu adı aldığını da apaçık göreceksiniz. Buradan göreceğiniz, Aksu Vadisi'ne ve Karacaören Barajı'na doğru uzanan panoramanın insanı etkilememesi mümkün değil. Surlarla çevrili kentin bugün görünen kalıntıları Roma dönemine ait. harabeleri gezdikten sonra, Batı Torosların bir cevheri olan
Kibyra'ya hareket. Gölhisar'ın kuzeybatısındaki tepelere konumlanan
antik şehirde göreceğimiz en önemli mimari yapıtların başında Stad, Agora, Tiyatro, Meclis Binası gelmekte. Kibyra; Kabalis ve daha sonraki adlandırılmasıyla Kibyratis bölgesinin merkezidir. Kuzeyde Frigya, batıda Karya ve Likya, doğuda Pisidya ile çevrelenen bu bölge, antik dönemden günümüze güneydeki limanları iç bölgelere bağlayan bir kavşak konumundadır. Asia Eyaleti'nin önemli bir parçası olan kent, M.S. 23'de geçirdiği büyük depremle önemli ölçüde tahrip olmuşsa da, İmparator Tiberius'un yardımlarıyla tekrar imar edilmiş ve kent imparatora şükranlarını belirtmek için ismini "Caiseria Cibyra" olarak değiştirmiştir. MÖ 43'de Likya bir Roma Eyaleti olduğunda, daha önce Asia Eyaleti sınırlarında olan kentin, Likya Eyaleti'nin bir parçası haline gelmiş. Strabon; Kibyra'lıların Pisidya, Solym, Hellen ve Lidya dilleri olmak üzere dört dil kullandıklarını, demir işçiliği ve kakmacılıkta usta olduklarını aktarır. Ayrıca epigrafik ve arkeolojik araştırmalar, dericilik ve seramik üretiminde önemli bir merkez olduğunu ortaya çıkarmış. Antik Kent gezisinden sonra Lodge'a geri dönüş ve serbest zaman. Bu zaman süresince, dilediğiniz gibi açık veya ısıtmalı kapalı yüzme havuzlarından, sauna ve hamamdan ücretsiz olarak faydalanabileceğiniz gibi, yine Lodge'un ücretsiz olarak hizmetinize sunduğu dağ bisikletleri ile çevreyi dolaşabilirsiniz.
Akşam yemeğinde zengin haftasonu açık büfesi.
Sabah,
Burdur Gölü'nden geçerek
Salda Gölü'ne doğru yola çıkış.
Salda Gölü, Göller Bölgesi içinde, ormanla kaplı tepeler, kayalık araziler ve küçük alüvyal ovalarla çevrili hafif tuzlu karstik bir göldür. 184 metreye varan derinliği ile Türkiye'nin üçüncü en derin gölü olup
Dünyadaki Mars özelliği gösteren iki yerden biridir. Göldeki magnezyum yüklü beyaz kayaların aynısı Mars'ta da olduğu için buraya Mars yüzeyli göl denmekte. Gölün toprak yapısının sahip olduğu mineraller sayesinde, göl suyunun bazı cilt hastalıklarına karşı tedavi edici etkisi vardır. Suyunun temiz ve berrak oluşu ve turkuaz rengi, güneybatı ve güneydoğu kıyılarında yer alan küçük kumsalların Okyanus adalarını andırmalarına neden olmakta. Çeşitli molalar vererek gölün çevresini gezdikten sonra
Çal Bağ Yolu'nu keşfetmek üzere yola devam. Çal Bağ Yolu, binlerce yıllık tarihe sahip bu coğrafyanın potansiyelini kültürüyle, gastronomisiyle, doğal güzellikleriyle ve en önemlisi de bağcılık ve şarap üretimiyle gün yüzüne çıkarmak ve paylaşmak için kurulan bir önoturizm rotası. Çal'ı aslında çok iyi biliyorsunuz. İbrahim Çallı'ya hayat veren platodan, şarap tanrısı Dionysos'tan adını alan antik şehir Dionysopolis'ten, en çok da kadehlerimize dolan Çal Karası üzümünden… Burada yerleşik
Lermonos Bağlarına varış. Lermonos'un kurucusu Prof. Dr. Hürriyet Yılmaz'ın Çal'daki 20 yıllık bağcılık deneyimi 2021 yılında 300 dönüm bağ alanına ve 200.000 litre üretim kapasitesine sahip bir tesise ulaşmasını sağladı. Adını yüzlerce yıl yöre halkının inandığı antik Anadolu kültü Güneş Tanrı Apollon Lermonos'tan (Lairbenos) alan şaraphane bulunduğu topraklara değer katıyor, kuşaklardır bağcılık yapan şarabın görünmez yaratıcıları ile şarabı yudumlayanları birleştiriyor. Bölgenin ilk şarap üretim tesislerinden birini restore eden Lermonos, 2021'de ilk rekoltesini üretti. Lermonos'da üretim tesisinin yanı başındaki rustik taş binada tadım yapacak, yerel peynirlerin ve sizin için özel olarak hazırlanan yemeklerin tadını çıkaracağız. Akşamüstü Denizli/Çardak Havalimanına transfer.
AJet Hava Yollarının VF3195 no.lu uçuşu ile 19:00'da İstanbul Hava Limanı'na hareket ve 20:15'de varış.